Anarşist ve antifaşistlere dayanışma çağrısı





4 Eylül Cumartesi gününden beri haksız yere gözaltında tutulan 6 ASI
(Anarko-Sendikalist İnisiyatif) aktivistine özgürlüklerinin geri verilmesi
talebi ile 22 Ekim 2009 Perşembe günü saat 09:30'da Ankara'daki Sırbistan
Büyükelçiliği önünde basın açıklaması yapılacaktır. Ayrıca elçilik
görevlilerine taleplerimizi içeren bir mektup verilecektir. Tüm anarşist
ve anti-otoriterleri bu dayanışma eyleminde yanımızda olmaya çağırıyoruz.

Dayanışmayla

Yer:
Sırbistan Büyükelçiliği
Paris Cad. No:47 Kavaklıdere / ANKARA

Saat:
09:30

Tarih:
22 Ekim 2009 - Perşembe


Anarşi Kolektifi Ankara
ankanarsi@gmail.com


http://slackbastard.anarchobase.com/?p=7932






Anarko-Sendikalist İnisiyatif'in gözaltındaki yoldaşları ile ilgili bildirisi

Belgrad yerel mahkemesi 4 Eylül 2009'da ASİ'nin gözaltındaki üyelerinin 30 gün boyunca alıkonulmasına karar verdi.Yoldaşlarımız uluslararası terörizmde rol almak ile suçlandı.

"Anarko-Sendikalist İnisiyatif" sendika konfederasyonu; Yunan Büyükelçiliğine saldırı olayını ve örgütün bu eylemin sorumluluğunu üstlendiğini basın yoluyla öğrendi.

Bireysel politik mücadelelerin Anarko-Sendikalizmin metodu olmadığını tam tersine politik duruşumuzun ve yaptığımız işlerin kitleleri sendikalist harekete, tüm özgürlükçü (liberter) ve ilerici örgütlere kanalize etmek olduğunu topluma hatırlatmak için bu bir fırsat olarak görüyoruz.

Baskı mekanizmaları yoluyla, saçma bir mantıkla, açıkça özgürlükçü görüşlerini beyan eden kişileri şüpheli olarak işaretleyerek, tutuklulukları ile davayı sonuçlandırıp kamuya yanlış bir resim göstererek devleti eleştirenleri acımasızca ezmek istiyorlar.

Tutuklamaların ilk anlarından, dairelerinin hukuksuz aranmasından, uluslararası terörizm gibi aşırı suçlamalar ile ailelerini gözünü korkutmaya kadar rejim'in organlarının namussuz faaliyetleri gözlemlenebilir.

Şimdilerde ünlü anarşist grup “Crni Ilija” (Kara Güneş)'in eylemlerini desteklememekle birlikte yine de bu mesele özelinde kimsenin incinmediği sembolik maddi hasar'ın meydana geldiği olayları "uluslararası terörizm" olarak karakterize edemeyiz, çünkü terörizm, tanım olarak, civillerin hayatlarına tehdidi içerir.

Bu, devlet tarafından üretilen saçmalığın çağdaş toplumun adaletsizliğini ve umutsuzluğunu ifade etmek isteyen herkesin gözünü korkutmak için yöntemlerden sadece bir tanesi olduğu açıktır.

Genel toplumsal hissizlik bireyleri en inançsız hale getirdiği dönemlerde, basın blokajını aşmak ve kendi durumlarını dikkat odağı haline getirmek için bazen feda eylemi dahil - işçilerin kendi parmaklarını koparıp yedikleri ya da örneğin talihsizce sıkıntılı adamın Sırp Başbakanlık binasında el bombası patlatmaya çalıştığı örnekleri hatırlayalım - yöntemlerle daha geniş toplumsal kesimleri kendi sorunları hakkında aydınlatmak istiyorlar.

Hakları ellerinden alınmış insanların diğer isyan eylemleri ile birlikte hasta bir manşet ile vurgulanmış olsa dahi Sembolik bir dayanışma eyleminin toplum karşıtı ve terörizm eylemi olarak ele alınması gerektiği şeklindeki yalanlara müsade etmeyelim.

Bu meselenin gerçek yüzünü ifade etmeye, gözaltındaki yoldaşlar ve onları aileleri ile dayanışmaya vurgu yapıyoruz!

ANARKO-SENDİKALİSTLERE ÖZGÜRLÜK!

ANARKO-SENDİKALİST İNİSİYATİF
5 EYLÜL 2009

kaynak http://cia.bzzz.net/statement_of_anarcho_syndicalist_in...mbers

(ASİ ile bağlantısı olmayan) Bağımsız bir blog, ingilizce ve yunanca olarak Sırbistan'daki gözaltılar ile ilgili haberler düzenliyor.
http://asisolidarity.squat.gr/. Mail: asisolidarity@riseup.net

çeviri: Denis Kurtul - huzurisyanda-A-gmail.com

Related Link: http://www.inicijativa.org

Direnistanbul





Çok uluslu kapitalist şirketlerin, devletlerin temsilcileri ve bürokratları, milyarlarca insanın hayatını karartacak kararlar alacakları IMF (Uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantısı nedeniyle 6-7 Ekim 2009 tarihinde İstanbul’da olacaklar.
Yoksul milyarlar ve üzerinde yaşadığımız gezegenin geleceği için sömürü zincirine bir halka daha eklemekten başka bir işe yaramayan ekonomik paketlerin, yapısal uyum koşullarının, kemer sıkma politikalarının ve yeniden yapılandırmaların konuşulacağı, kapitalist egemenlerin çıkarını korumak adına yapılacak bir zirve toplantısı daha…
Yaşanan bunca deneyim açık bir şekilde göstermiştir ki (Arjantin, Jamaika, Ekvador, Nijerya, Kenya vs.) uygulanan IMF ve Dünya Bankası politikalarının insanlara yoksulluktan ve sömürüden başka bir getirisi yoktur ve olamaz. Kapitalizmin küreselleşmesinin başlıca mimarlarından olan IMF ve Dünya Bankası, kentsel dönüşüm politikaları (soylulaştırma) ile yoksulların evlerinden ve yaşam alanlarından sürgün edilmelerinden; yaşamın en temel unsuru olan suyun özelleştirilerek bir avuç şirketin ipoteği altına alınmasından; uygulanan tarım politikalarıyla yerel üreticinin küresel kapitalist patronlara mahkum edilmesinden; yeni istihdam yasalarıyla çalışanların zincirlerine yeni halkalar eklemekten birinci dereceden sorumlu aygıtlardır.
13.000 soyguncu ve bunları korumak için emir almış daha fazla sayıda kolluk kuvveti o günlerde aramızda dolaşıyor olacaklar. Büyük bir olasılıkla da günlerimizi cehenneme çevirecekler! Aramalar, kimlik sormalar, yolları kapamalar, çit örmeler vs..
Gelin hep beraber bu günlerde biz onların yaşamını cehenneme çevirelim. Bizim şenliğimiz, onların kabusu olsun!
1 – 8 Ekim arasında IMF ve Dünya Bankası’na karşı çeşitli eylemler, söyleşiler, film gösterimleri, sergiler, atölye çalışmaları, konserler organize etmeyi istiyoruz. Başka ülkelerden ve şehirlerden geleceklerin barınma ihtiyaçları karşılanacaktır. Organizasyonları ve etkinlik hazırlıklarına katılmak isteyenler iletişim bilgileri üzerinden bizimle temasa geçebilirler. Ayrıca yapılan hazırlık çalışmaları hakkında düzenli bilgi edinmek isteyenler periyodik olarak güncellenecek web sitemizi ziyaret edebilirler.
Direnişin şenlikli günlerinde uluslararası dayanışmayı yükseltmek umuduyla!
Küresel Sermayeye Karşı Halkların Özerkliği!
Ulusal ve Uluslararası Sermayeye Karşı Çığlığa-
Sen de Bir Ses Ver!

http://direnistanbul.wordpress.com/

Anarşi Kollektifi Ankara 1 Mayıs'ta alanda!


1 Mayıs ANKARA


Gruplar genel olarak 12:00 -12:30 civarında Gar önünde toplanmaya başladı. Katılım yüksekti. Gelen gidenlerle 25-30 kişiye ulaşan AKA grubu kara-kızıl, kara-mor, kara-yeşil ve kara bayraklar beraberinde çember A pankartı ile katıldı. Yüzlerce bildiri dağıtıldı 500 ün üzerinde "anarşist niyet" çektirildi(Anarşistlerin sözlerinden alınan çıktı/şeritler).

Kadın katılımı yüksekti AKA, Feminist(B)iz ve Kaos-GL/LGBT korteji ile arkali-önlü yürüdü. Megafon ile atılan sloganlar oldukça ilgi çekti:

Ne tanrı ne devlet aşk aşk hürriyet,
Ne tanrı ne devlet şükretme isyan et,
katil devlet yıkacağız elbet,
katil devlet hesap verecek
bütün devletler katildir,
karakollar yıkılsın lunapark yapılsın,
adliye yıkılsın lunapark yapılsın,
diren reddet hayır de askere gitme

vb. sloganlar atildi. Yazılamalar yapıldı, oldukça sakin olan 1 Mayıs yağmura karşın bu defa eğlenceli idi.

Alana girişte polis arama noktaları kırıldı kısa süren biber gazi ve arbede sonrası ani bir sakinlik ile alana girildi. Miting çesitli danslar ve konserler ile devam etti.

Ankara´dan birisi anarşist-komünist iki anarşist grup daha alanda idi.


Anarşi Kolektifi Ankara

http://www.sanalteori.net

http://ankanarsi.blogspot.com

ankanarsi@gmail.com

Anarşi Kollektifi Ankara 1 Mayıs'ta alanda!

1 Mayıs'ta alandayız!
Bizimle beraber yürümek isteyen anarşist yoldaşları bekliyoruz.



Buluşma yeri: Opera Önü
Buluşma Zamanı: 12:30

http://www.sanalteori.net
http://ankanarsi.blogspot.com/

ankanarsi@gmail.com

Kardeşime Dokunma İnisiyatifi yola çıktı!





KARDEŞİME DOKUNMA İNİSİYATİFİ, kampanyanın ve inisiyatifin yola çıkış nedenlerini, ilkesel ve yapısal çerçevesini açıkladı.

"Kardeşim Ebru"
KARDEŞİME DOKUNMA KAMPANYASI'nın ilk gündemini, Cihangir'deki evinde bıçaklanarak katledilen Ebru'nun ölümünde ortaya çıkan transfobi ve ayrımcılık oluşturuyor.

İnisiyatif, Cihangir semitinde "travestilere karşı yıllardır devam eden devlet kaynaklı/destekli ve sistemli faşist terörü teşhir etmek, kardeşler arasında bir dayanışma zinciri oluşturmak ve semt halkını olan bitenden haberdar etme"yi hedefliyor.

21 Mart Cumartesi saat 14:00'te Firuzağa Camiinin önünde buluşup hazırladığı bildiriyi Cihangir’de yaşayanlara ulaştırmak üzere gruplar oluşturmayı hedefleyen İnisiyatif, "KARDEŞİME DOKUNMA" diyen herkesi davet ediyor.

KARDEŞİME DOKUNMA İNİSİYATİFİ'nin "KARDEŞİME DOKUNMA KAMPANYASI" başlıklı bildirisi:
"Tüm gezegende bir musibet kol geziyor… Kah sinsice, kah apaçık, her şeyi tahakküm altına almak, sindirmek, susturmak, boyun eğdirmek için her yere sızıyor, kuşatıyor. Hiç tereddüt etmeksizin can yakıyor, işkence ediyor, öldürüyor; kah maaşlı görevlileriyle, kah gönüllü korucu-kollayıcılarıyla… Bu musibet tepemizde, yanı başımızda, içimizde bir aygıt, bir zihniyet olarak örgütlenmiş otoritedir: devlettir.

Devlet, hükmetmek istediklerini susturmak, yıldırmak istiyor. Otoriteye maruz kalanlar yılıp sustukça, o daha da zorba, kayıtsız ve kana susamış hale geliyor.

Bu şiddete karşı sessiz kalamayız. Bizler, yani anti-otoriterler ve anarşistler, otoritenin şiddetine maruz kalan kardeşlerimizin sesine ses katmaya, acısına ortak olmaya, elimizden geldiğince onlara kalkan olmaya, en azından onların yanında olup bir kardeş eli uzatmaya karar verdik. Bu nedenle, belli bir sorun çerçevesinde yoğunlaşmaktan ziyade, otoritenin uç veren şiddetine karşı mümkün olduğunca hızlı, “yerinde” ve kitlesel refleks gösterebilecek bir “kampanya” örgütlenmesi oluşturmak üzere yola çıktık ve adını da “KARDEŞİME DOKUNMA” koyduk. Elbette bu kampanya, otoritenin şiddetine uğrayan herkesin imdadına koşabilmek iddiasında değildir; kendi gündeminin önceliklerini birlikte tartışarak oluşturacaktır.

Bu kampanya çerçevesinde bir araya gelen/gelecek anti-otoriterler ve anarşistler, teorik fikir birliği ya da uzlaşması peşinde değildirler. Onları bir araya getiren, otoritenin şiddetinin yakıcılığı ve somutluğudur. Bu süreçte, kendi aralarındaki farklılıkları oluşturan fikirleri, eğer gerekli olursa, somut eylemlilikler ve sorunlar üzerinden tartışmaya karar vermişlerdir. Her katılımcı, kampanyanın dilediği aşamasında dilediğince katkı sunmakta özgürdür.

Kampanyamız, kendine süre sınırı koymayan, kararlarını yüz yüze gelerek anti-otoriter, anti-hiyerarşik, eşitlik ilkeleri çerçevesinde alan bir inisiyatif örgütlenmesi olarak yapılanıyor. Karar süreçlerinde, ya “konsensüs” ya da “yol verme” ile, ilişkin toplantıya katılanların ortak rızası aranacaktır.

Kampanyanın değişik konulardaki işlerini üstlenen gönüllü çalışma grupları oluşmuştur. Katılıma açık olan ve gerek duyuldukça yenileri oluşacak bu çalışma grupları, kendi toplanma periyotlarını kararlaştıracaklardır. Her ay, tüm kampanyanın meselelerinin tartışılacağı geniş katılımlı kampanya toplantısı yapılacaktır.

Kampanyaya dair haberleşme amacıyla, aynı adı taşıyan bir e-mail grubu oluşturulmuştur. İlke olarak, İstanbul’da oturanların e-mail grubuna üye olabilmeleri için en az bir KARDEŞİME DOKUNMA toplantısına katılmış olmaları gerektiğine karar verdik. İstanbul dışındakiler için “referans” yöntemi işleyecektir. Ayrıca, bilgi aktarımı ve iletişim amacıyla bir kampanya blogu http://kardesimedokunma.wordpress.com/ ve irtibat e-maili kardesimedokunma@gmail.com oluşturulmuştur."

İnisiyatif, tüm anarşistleri ve anti-otoriterleri "KARDEŞİME DOKUNMA" kampanyasına katılmaya çağırıyor.

8 Mart !! Dünya Kadınları patriyarkaya karşı birleşin..



8 Mart 1857 yi unutmadık,

Emma Goldman
Lucy Parsons
Dr. Marie Equi
Voltarine de Cleyre
Louise Berger
Kate Austin
Maria Occhipinti
Ida Mett
Judi Bari
Lola Ridge
Luce Fabbri
Maria Lacerda de Moura
Eve Libertine
Rose Witcop
Maria Pantazi
Anna Kuliscioff



ve tüm kadınlara, kadın mücadelesine........








Kadının gelişimi, bağımsızlığı özgürlüğü kendisinden gelmelidir. İlk olarak kendisini bir seks objesi değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır. İkincisi, hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak; kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, tanrının, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır. Bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur.


"Her development, her freedom, her independence, must come from and
through herself. First, by asserting herself as a personality, and
not as a sex commodity. Second, by refusing the right of anyone over
her body; by refusing to bear children, unless she wants them, by
refusing to be a servant to God, the State, society, the husband, the
family, etc., by making her life simpler, but deeper and richer.
That is, by trying to learn the meaning and substance of life in all its
complexities; by freeing herself from the fear of public opinion and
public condemnation."

[Emma Goldman, Anarchism and Other Essays, p. 211]